Fizyoterapinin Temel Tuğlası: Anatomi

1) Anatomi Nedir?

Anatomi terimi, Grekçe Ana (içinden) ve Tome (Temnien: kesmek) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş terimdir. Keserek ayırma, parçalama anlamına gelen anatomi insan vücudunun normal şekil ve yapısını inceleyen bir bilim dalıdır.

2) Anatomi Keşfi ve Tarihçesi

Eski dönemlerde doktorlar hastalığı tedavi edebilmek için insan vücudunun iyi bilinmesi gerektiğini düşünmüşlerdir. Fakat o dönemlerde insan vücudunu kesip parçalamak hoş karşılanmadığı için çalışmalar hayvanlar üzerinden yapılmıştır. Anatomiyle ilgili ilk yazılı kayıtlar eski Yunan’da Hippocrates (M.Ö. 460-377) ve kafa kemikleriyle ilgili tanımlamalardır ve günümüzde de geçerlidir. Aynı dönemlerin bir başka hekimi olan Aristoteles’de anatomiyle ilgili tanımlamalarda bulunmuştur. Eski dönemlerde insan vücudunun iç yapıları ve işlevleri hakkında Glenos ile çeşitli antik çağ ve İslam Alemi yazarları pek çok şey söylemişlerdir. Önemli kişilerin ender otopsileri ile daha çok şey öğrenilmiştir. 14. yüzyılda tıp fakültelerinin cesur bir adımla kadavra diseksiyonu sergilemeye başlaması ve derslerde organların çürüme hızına göre görülen kadavra eğitimi gelişmenin kapılarını açmıştır.

Kayda geçmiş olan ilk diseksiyon teşhiri 1315 civarlarında, anatomiye adanmış ilk modern kitabı 1316 civarında yazmış olan Mondino de’ Liuzzi tarafından yapılmıştır.

Diseksiyon 100 yıl boyunca kadavra temin etmenin zorluğu ve tıp eğitiminin teorik eğilimde olmasından dolayı yaygınlaşamamıştır. 15. yüzyıldan itibaren süreç hızlanmıştır. O dönemde Rönesans sanatçıları vücudun hem dıştan hem de içten nasıl göründüğünü öğrenmek istemişlerdir; Leonardo da Vinci’nin (1452-1519) anatomik çizimleri, yeterli bilinmese ve etkili olmasa da, dönemin en ünlü eserleri arasındadır.

İlk anatomistlerin en büyüğü Andreas Vesaliustur (1514-64). Galenos metinler üzerinden çalışmalarına devam ederken Vesalius diseksiyon üzerinde yoğunlaşmış ve insan vücudunun her zaman Galenos’un anlattığı gibi olmadığıdır.

Anatomi tarihi Versalius öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılmaktadır. Versalius sonrasında daha yüksek gelirli bir iş için anatomiyi terk etmiştir.

16. yüzyılda anatomik devrim başlamıştır ve kendi gözleriyle görme arzusu artmıştır. Matbaanın da işin içerisine girmesiyle gelişme daha hızlı olmuştur. Bu sayede okumanın yanında resimleri görebilme olanağı da sağlanmıştır. Kitapların yanında halkın istememesine rağmen diseksiyonlar devam etmiştir.Bazı hekimler kendi vücutlarında çalışmalar yapmış ve yeni keşiflerde bulunmuşlardır. Dönemin tıp ve cerrahi pratiği göz önüne alındığında doktorlar kullanabileceklerinden daha fazla anatomi bilgisine sahip olmuştur. 17. yüzyıl başlarında gelindiğinde pek az anatomist Galenos’un fikirlerini kabul etmiştir ve anatomi modernleri antik çağa baskın gelmiştir. Anatomi üzerine yapılan çalışmalar Versalius’tan sonra devam etmiştir. Bugünkü anatomi biliminin temellerinin atılışında Fallopius ile Eustachius’un büyük katkıları olmuştur. 19. yüzyılda Cuvier ve Bichat anatomi alanında bir çok inceleme yapmıştır. X ışınının keşfinden sonra anatomi çalışmaları, kadavraların yanında canlılar üzerinde de çalışmalar yapılmasına imkan sağlamıştır. Bu durum anatominin çeşitli fizyolojik fonksiyonlar ve klinik bilimlerle olan bağlantılarını da araştırılabilmesi imkanı sağlamıştır.

3) Anatominin Kapsadığı Konular

Diğer tıp bilim dallarının temelini oluşturan anatominin uğraş alanı, günümüzde şekil ve yapı ile sınırlı kalmayıp; gelişim, fonksiyon ve klinik özellikleri de kapsar. Anatomi çeşitleri bakımından;
makroskopik anatomi,
mikroskopik anatomi,
gelişim anatomisi,
sistemik anatomi,
topografik anatomi ve
tıp eğitimi dışında kullanılan anatomidir.

4) Anatominin Fizyoterapideki Önemi

Doğumsal veya sonradan oluşan çeşitli özür ve hastalıkların yol açtığı hareket bozukluklarının tedavisinde, ağrının giderilmesinde, kaybedilen fonksiyonun geri kazanılmasında veya yeni fonksiyonların kazandırılmasında insan vücudunun şekil ve yapısının bilinmesi hastalıkları kavramada, problemli bölgeyi doğru tespit edip doğru tedavi uygulamaları açısından önemlidir.

5) Sistemler

Belirli organ gruplarının bir araya gelerek oluşturduğu sistemik anatomide insan vücudu 8 sisteme ayrılarak incelenir.

a) Hareket Sistemi
b) Dolaşım Sistemi
c) Sindirim Sistemi
d) Solunum Sistemi
e) İdrar ve Üreme Sistemi
f) İç Salgılı Bezler Sistemi

g
) Sinir Sistemi
h
) Duyu Organları

6) Anatominin Önemine Dair Görüşlerim

Fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünün ilk sınıfında görülen anatomi dersi, fizyoterapi mesleğine yeni adım atan fizyoterapist adayları için öğrenim ve meslek hayatı boyunca öğreneceği bilgilere temel oluşturacak ilk tuğladır.
Bir bomba imha uzmanının bombayı iyi tanıması ve doğru kabloyu kesmesi gerektiği gibi fizyoterapistin de insan vücudunu iyi tanıması normal olanı anormal durumdan ayırt edebilmesi ve tedavisini buna göre şekillendirmesi gerekir. İnsan vücuduyla uğraşan diğer sağlık bölümlerinde de anatomi büyük önem arz etse de insana dokunarak sağlık dağıtan fizyoterapi mesleğinde daha fazla önem arz etmektedir.

İnsan vücuduna dokunmanın önemli olduğu fizyoterapi alanında, fizyoterapistin dokunduğu yapıyı iyi bilmesi ve tedavi yöntemlerini bu şekilde uygulaması hem tedavinin doğruluğu hem de tedavinin etkinliği için gereklidir.

Anatomide öğrenilen kemikler, kaslar, tendonlar, damarlar, sinirler vücudumuzdaki yapıları en iyi şekilde tanımayı ve normal durumu kavrayıp patolojileri ayırt etme olanağı sağlar. Örnek verecek olursak klinikte oldukça sık karşılaşılan pes planus (düz taban – medial longitudinal arkın doğuştan veya sonradan gelişen nedenlerle normalden düşük olması veya üzerine ağırlık verilmesiyle normalden fazla çökmesidir.) terimini iyi kavraya bilmek için ayaktaki yapıları iyi bilmek ve tedavi planını buna göre uygulamak ve gerekirse tabanlığı bu şekilde dizayn etmek gerekir. Verdiğimiz bu örnek bir çok hastalıkla devam ettirilebilir.

Anatomiyi iyi öğrenmiş ve mantığını kavramış bir fizyoterapistin uygulayacağı tedavinin daha etkin olabileceği söylenebilir. Örneğin, uygulayacağı elektroterapi yönteminde elektrotların yapıştırma yerini, o bölgede bulunan kası, siniri, damarı ve kemik yapıları bilmesi sebebiyle kolaylıkla belirleyebilir ve uygulamasını yapabilir, egzersiz tedavisinde çalıştırmak istediği kasın yapışma yerlerini ve lif dizilimini  bilmesi sebebiyle hali hazırda olan hareketleri uygulayabileceği gibi kendisi de yeni hareketler oluşturabilir.

Anatomiyle bu kadar iç içe geçmiş ve temeline anatominin yerleştiği fizyoterapi alanında meslek adına  gelişim sağlanabilmesi ve uygulanacak tedavinin etkinliğini arttırmak amacıyla anatomi iyi öğrenilmeli ve diğer bilgilerle harmanlanmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen Yorum Yazınız
İsminizi Buraya Girin