Fizyoterapide Psikolojinin Önemi

İyi bir mental sağlık bireylerin maddi ve manevi olarak verimli yaşamasına olanak sağlarken kötü bir mental sağlık ise sosyal ilişkilerde zayıflama, üretkenlikte ve yaşam kalitesinde azalma gibi durumlara yol açmaktadır. Kötü mental sağlığa sahip bireylerde sedanter yaşamın artması diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, obezite gibi birçok hastalığa da önayak olmaktadır.

Fiziksel aktivite; ciddi mental sağlık sorunu olan bireylerin fiziksel fonksiyonlarını arttırıp psikiyatrik ve sosyal disabilitelerini azaltarak yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlar. Fizyoterapistler; hastaların ağrı, anksiyete, depresyon, demans , kişilik bozuklukları,davranış problemleri varlığında hastanın değerlendirme ve tedavisini yaparlar.  Fizyoterapide psikolojik hedefler; hastada depresyonu, anksiyeteyi , sosyal izolasyonu azaltmak ve iyilik halini, özsaygıyı, özgüveni, yaşam kalitesini arttırmaktır.

Hastanın Hastalık Karşısındaki Davranışı

Mechanic’e göre hastalığa karşı gösterilen davranış; bireylerin iç durumlarını nasıl incelediklerini, tanımladıklarını, hastalık belirtilerini nasıl açıkladıklarını ve başvurdukları tedavi yöntemlerini açıklar. Hasta, hastalığı sırasında korku, kızgınlık , umutsuzluk, depresyon gibi farklı ruh hallerinde bulunabilir.Gösterilen bu tepkiler hastalığın süresi, tipi ve uygulanan tedaviye göre değişiklik gösterebilirken hastanın kişiliğine, yaşam deneyimlerine, sorunlarla baş etme gücüne ve hastalığı nasıl algıladığına bağlı olarak da farklılık gösterebilir.

Bireyin bir hastalığa olan yatkınlığı onun sağlık davranışlarını etkiler. Örneğin birey ebeveynlerinde ve akrabalarında kuşaklardan beri görülen bir hastalığın kendisinde de var olabileceğini bilir, sağlık davranışlarını ona göre belirler.

Psikososyal Sağlık Nedir? / Tedavideki Yeri

Fiziksel sağlık bireylerin psikolojik durumundan ve sosyal çevresinden bağımsız değildir. Psikolojik sağlığı; kişinin yaşama sevincinin yüksekliği, zor zamanlarda umudunu yitirmemesi, çaba gösterecek enerji ve  gücünün varlığı, uyumlu iletişim kurabilme kabiliyetinin olmasıyla değerlendirebiliriz. Sosyal sağlığı ise;  insanın sağlığını etkileyebilecek dış faktörler (trafik, çevre kirliliği, yol-su-elektrik sorunları, insanlar…) belirler. Sosyal sağlık ve psikolojik sağlık birbiriyle içiçe olan iki durumdur. Bu yüzden psikososyal sağlık denmektedir.

Egzersiz kendi başına stres arttıran bir faktör olmasına rağmen orta düzeyde ve belirli aralıklarda uygulandığında diğer stresör faktörlerin zararlı etkilerini azaltır. Aynı zamanda zihinsel sağlığın sürdürülmesi ve sosyal sağlık üzerine pozitif etkilere sahiptir. Psikososyal sağlığın korunması için egzersizi bir yaşam tarzı haline getirmek önemlidir.

Duygusal Beyin

Duygusal zekayı basitçe duyguların kontrollü kullanımı olarak tanımlayabiliriz. Weisinger ‘e göre(1998) duygularımızı kullanarak davranışlarımızı yönlendirebilir ve olumlu sonuçlar alabiliriz. Robbins(2001), duygusal zekayı bir kişinin çevresinden gelen talep ve baskılarla başa çıkabilme becerisini etkileyen bilişsel olmayan çeşitli yetenekler ve beceriler olarak tanımlamıştır.

Salovey ve Mayer (1990) duygusal zeka tanımını 5 ana başlık altında toplamıştır: Duyguların farkında olma, duygularla başa çıkabilmek, kendini motive etmek, başkalarının duygularını fark edebilmek (empati), ilişkileri yürütebilmek.

Duygusal zekanın gelişmesindeki en önemli faktörler yaş, aile ve cinsiyettir. Duygusal zeka gelişimi bebeklikten başlar. Bebek büyüdükçe duyguları anlar ve bunların çoğunu ailesinden öğrenir. Bu öğrenme anne ve babanın çocuğa söyledikleriyle değil kendilerini ifade edişleri, birbirleri arasındaki iletişimin izlenmesiyle olur. Cinsiyet faktörü ise kız ve erkek çocuğunun farklı duygusal yaklaşımlarla büyütülmesiyle ortaya çıkmaktadır. Anne ve babalar kız ve erkek çocuklarını severlerken farklı sesler çıkarır ve farklı kelimeler kullanırlar. Bu da duygusal zeka gelişimini farklı yönde etkiler.

Stresle Mücadele Yöntemleri

Stres latince kökenli olup “Estrece” kelimesinden türemiştir. Stres için günümüze kadar birçok farklı tanımlamalar yapılmıştır. Ancak genel anlamda stresi; organizmanın ruhsal ve bedensel olarak  zorlandığı ,baskılandığı, engellendiği olaylar sonucunda görülen bedensel, ruhsal , davranışsal rahatsızlıklar olarak tanımlayabiliriz.

Stres ile başa çıkmanın asıl amacı stresi yok etmek değildir.  Önemli olan stresin sosyal yaşantıdaki verimliliği ve insanın ruhsal durumunu etkileyen olumsuz etkilerini azaltmaktır. Stresle mücadele yöntemlerinin etkili olanları olduğu gibi etkili olmayanları da vardır. Etkili olmayan yöntemlere örnek olarak madde bağımlılığını, aşırı yemek yemeyi, aşırı tepki vermeyi ve kontrolsüz alışverişi verebiliriz. Bu yöntemler bireyi  kısa vadede stresten  uzaklaştırabilir ancak uzun vadede kişiyi strese daha yatkın duruma getirir. Etkili olanlar yöntemler; zaman yönetimi,  sosyal etkinlikleri geliştirmek, fiziksel aktivitelerde bulunmak, dengeli beslenme, gevşeme egzersizleri yapmak, iyimser düşünmedir.

  • Zaman Yönetimi: İyi bir zaman yönetimi yapmak için gerçekçi olmak gerekmektedir. Birey kişisel ve fiziksel özelliklerini göz önünde bulundurarak zaman planlaması yapmalıdır. İyi bir planlamada zorunlu işlere yer verildiği gibi aynı zamanda bireyi mutlu edecek aktiviteler , molalar bulunmalıdır. Aynı zamanda olası değişiklikler için alternatif etkinlikler de eklenmelidir.
  • Sosyal Etkinlikleri Geliştirme: Bireyin rutin işleyen hayatına değişiklik getirmesi onu stresten uzaklaştıran yöntemlerden birisidir. Mesela farklı bir hobi edinmek, tiyatroya, sinemaya ya da zevk alabileceği bir gösteriyi programına dahil etmek kişiyi günlük rutinlerinin dışına çıkaracağı için stresle mücadelesine de katkıda bulunur.
  • Fiziksel Aktivite: Egzersiz kendi başına stresör bir faktör olsa da orta seviyede ve düzenli olarak yapılan egzersiz diğer stres arttırıcı faktörlerin olumsuz etkilerini azaltmaktadır.
  • Dengeli Beslenme: Günlük hayatta tüketilen besinlerin bir kısmı vücutta stres arttırıcı etki gösterir. Örneğin; çay, kahve , çikolata , kolalı içecekler strese neden olan kimyasal maddeler içerirler. Bunların yerine tüketilen bitki çayları, meyveler hem beslenme alışkanlıklarını düzenler hem de stresi azaltır.
  • Gevşeme Egzersizleri: Stresli durumlardan önce gevşeme egzersizleri yapan birey kas gerginliğini azaltarak bedeni üzerinde kontrol kurabilir.
  • İyimser Düşünme: Olumsuz düşünce kişiyi her zaman daha çok strese sokan bir durumdur. Buna karşılık olayları çarpıtmadan ya da abartmadan iyi yönlerini düşünmek stresin artmasını engeller.

Depresyon Nedenleri ve Belirtileri

Depresyon toplumda oldukça yaygın görülen bir hastalıktır. Depresyon en az iki hafta süren günlük hayattaki olaylara, tecrübelere karşı düşük ruh halinde bulunma, keyifsizlik , mutsuzluk  ile karakterize edilen psikolojik hastalıktır.

Depresyonun görülmesini arttıran nedenler şunlardır: Kalıtsal nedenler , uyku bozuklukları, çevresel etmenler, hastalığa yakalanma, nörotransmitterler(Serotonin,dopamin etkinliğinde azalma).

Freud ve Abraham tarafından geliştirilen klasik psikanalitik teoriye göre; sevilen hayali ya da gerçek bir nesnenin kaybı sonucunda kişinin benliğinde boşluk, terk edilmişlik duyguları ve özdeğerde azalma ya da tamamen yok olma görülür. Kaybedilen nesneye duyulan karşıt (ambilavan) duyguların (düşmanlık, öfke vb.) kişinin kendisine  yöneltmesi, kayıptan doğan gerginliği azaltmak için nesnenin içe atımı ayrıca oral dönemde bozuk anne-çocuk ilişkisi  depresyona yol açan sebeplerdendir.

Egonun yetersiz kalması, hatalı bilgi işleme sonucu oluşan kognitif üçlü olarak bilinen; dünyaya, bireyin kendisine, geleceğe olumsuz bakması durumu ya da öğrenilmiş çaresizlik de depresyona neden olur.

Depresyon süresinde bireyin görünümünde, davranışlarında, düşüncelerinde değişiklikler olur. Bireyde baş öne eğik, omuzlar düşük bir postür görülür ayrıca bireyin yüz çizgileri daha belirgin, yüz ifadeleri daha üzüntülü ve sıkıntılıdır. Hareketlerde yavaşlama, alçak ses tonuyla konuşma, ilişki kurmada güçlük, demans, dikkatsizlik ve algı bozuklukları gözlemlenir. Bireyde suçluluk, yetersiz hissetme, işe yaramama gibi duygularda ve intihar düşüncelerinde artış olur. Aynı zamanda kişide uyku problemleri, iştahsızlık ya da fazla yeme, yorgunluk, güç ve enerji kaybı görülür.

Psikolojik Destek Nasıl Sağlanmalı?

Psikolojik hastalık durumunda bireyin tekrardan eski hayatına geri dönebilmesi için psikolojik yardım alması gerekmektedir. Öncelikle bireyin bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi ve sonrasında tanısına uygun tedavi uygulanması gerekmektedir. Tıbbi tedavi ile birlikte psikoloji, psikolojik danışmanlık gibi alanlarda eğitim almış terapistlerden de alınan yardım iyileşme sürecini hızlandırır. Bunların yanı sıra fiziksel ve kültürel aktiviteler de psikolojik tedavi süresinde olumlu etkiler oluşturur. Fizyoterapist eşliğinde uygulanan egzersizlerin kişinin özgüvenini, hayat enerjisini ve sağlığını arttırarak depresyon belirtilerini azalttığı bilinen bir gerçektir.

CEVAP VER

Lütfen Yorum Yazınız
İsminizi Buraya Girin