10 Soruda Otizm

1- OTİZM NEDİR?

Otizm spektrum bozukluğu; beyin ve sinir sisteminin farklı işleyişi sonucu oluştuğu düşünülen bir nörobiyolojik bozukluktur. Genellikle ilk 3 yaş içinde tanısı konur ve bu engellilik durumu yaşam boyu sürer.

2- OTİZM / BEYİN İLİŞKİSİ?

Otizm beynin neredeyse tümüyle ilişki içindedir. Otizmde nöronal bağlantıların azlığından ve atipik oluşundan bahsedilir. Özellikle beyin yarım kürelerini bağlayan corpus callosumda da zayıflık saptanmıştır. Çoğu işlevsel bozukluk da fronto-parietal bölgeden kaynaklanır. Bugüne kadar hipokampüs, amigdala, singular gyrus, prefrontal cortex gibi yapılarda değişiklik olduğu düşünülse de son olarak cerebellumun dikkat işlevleriyle ilgisi olduğu için otizmle de ilişki içinde olduğu bulunmuştur. Ölen otizmli bireylerin üzerinde yapılan bir çalışmada gereksiz hücrelerin yok edilmesi anlamına gelen apoptoz kavramının otizmlilerde meydana gelmediği ve bu fazlalıkların çeşitli sorunlara yol açtığı bulunmuştur.

3- OTİZMLİ ÇOCUKLAR HANGİ ÖZELLİKLERİ TAŞIR?

Örneğin otizmli bir çocuk ip parçası gibi anlamsız olan bir nesne olmadan uyuyamama gibi bir takıntı gösterebilir ve alışkanlıklarından asla vazgeçmezler. Araba tekerleğinin dönüşünü saatlerce izleyebilir ve arabada yolculuk yapmaktan çok hoşlanabilir. Çizgi filmleri sevmez, yalnız oyun oynamayı tercih edebilir ve normal bir çocuğun oyuncak olarak görmediği bir nesneyle saatlerce oynayabilir. İstediği nesneyi işaret etmez sürekli ağlayarak onu sizin bulmanızı isteyebilir. Genelde göz teması kurmaktan çekinir, ismiyle çağırıldığında bakmayabilir. Hedef odaklı oyunları sevmez, evciliktense lego gibi nesne odaklı oyunları tercih ederler. Suyla oynamaktan da çok keyif alabilirler. Müzik, resim gibi alanlara karşı çok yetenekli olabilir ve olanak verilirse kendilerini geliştirebilirler.

4- OTİZM TANISI NASIL KONUR?

Otizm tanısı için henüz objektif bir yöntem yoktur. Gözleme dayanarak , aileden alınan hikaye ve otizme özel geliştirilmiş bazı spesifik testler bize tanı hakkında yol gösterebilir. Bunun yanında normal motor gelişim basamaklarının da izlenmesi büyük bir önem taşır. Genelde en erken belirtiler jest ve mimiklerde ortaya çıkar. Örneğin, yaşı gelen bir çocuğa el salladığınızda karşılığını alabilirken ya da yüzünüzü buruşturduğunuzda o da sizi taklit ederken, otizmli çocuklarda bu tepkiler alınamayabilir.

5- ERKEN TEŞHİS NEDEN ÖNEMLİ?

Tanısı erken konmuş birey terapisine erken bir zamanda başlayabilir ve çocukların gelişim potansiyeli de göz önüne alındığında bu eğitimlerden daha fazla fayda görebilirler. Çünkü otizmli bireylerin sinir hücrelerinin sayıca ve kalite açısından azlığından söz edilmektedir ve beyin uyarımı mümkün olan en erken dönemde yapılmalıdır. Normal çocuğun aksine otizmli çocuk sürekli ilgi ve bakım yardımına ihtiyaç duyar ve özel eğitimle günlük yaşam aktivitelerine erken yaşta adapte olması sağlanabilir. Özellikle dil gelişimi ve sosyal iletişim açısından terapiye erken başlanması büyük önem taşımaktadır çünkü otizmli çocuklarda sıkça önceden çıkardığı sesleri veya kelimeleri zaman içinde unutma söz konusudur.

6- OTİZM GENETİK MİDİR, SONRADAN MI GELİŞİR?

Bunun cevabı henüz net olarak bilinmemekle beraber otizme birden fazla şeyin sebep olduğu düşünülmektedir. Genellikle erkeklerde sayıca fazla görülmesi ve genetik bazı hastalıkların otizm belirtileri taşıması otizmin genetik temelli olduğunu düşündürse de örneğin çift yumurta ikizlerinin sadece birinin otizm olması çevresel faktörlerinde bu hastalık üzerinde etkisi olduğunu göstermektedir. Örneğin doğumdan önce annede vitamin eksikliği ya da fazlalığı, hipertansiyon, diyabet, enfeksiyon, virüs, babanın yaşının ileri olması vb. gibi sağlık problemleri ya da doğum sonrası yaşanan travmalar, anneden uzak kalma, bakıcının değişmesi, annenin işe başlaması vb. gibi durumların hastalığın seyrinde rol oynadıkları düşünülmektedir. Kanada’da yapılan bir çalışmada gebeliğin 5-6.aylarında maruz kalınan strese bağlı olarak depresyonda önemli rol oynayan serotonin geninde bozulmalar meydana geldiği bulunmuş ve bunun da çeşitli riskler oluşturduğu kanısına varılmıştır.

7- OTİZMLİ ÇOCUĞA SAHİP BİR AİLENİN DİĞER ÇOCUKLARI DA OTİZM OLABİLİR Mİ?

Bu risk 20 çocukta 1 olarak düşünülmektedir. Bu oran normale göre 100 kat artmış risk demektir fakat otizmin nedeni tam olarak bilinemediği için bu bir varsayım olmaktan ileri geçemez ve bu konu hakkında kesin bir bilgi verilemez.

8- HANGİ TERAPİLER UYGULANABİLİR?

♦Psikoterapi
♦Dil ve Konuşma Terapisi
♦Ergoterapi: Bireyin günlük yaşam aktivitelerinde daha bağımsız olabilmesi ve üretkenliğinin arttırılması hedeflenir.
♦Neurofeedback: Yapılan davranışın seyredilerek otizmde etkinliğinin az olduğu düşünülen ayna nöronların aktive edilmesiyle bireylerin daha az saldırgan olmaları, daha kolay dikkat toplamaları, duyu-motor işlevlerinin bütünleşmesi sağlanabilir.
♦İşitsel Bütünleme Terapisi
♦Duysal Bütünleme Terapisi
♦Transkranyal Manyetik Stimülasyon: Bu uygulamayla otizmin en temel belirtilerinde azalma sağlanabilmekte fakat epilepsi nöbetleri gibi bazı istenmeyen durumları tetiklemesi gibi bazı yan etkileri de bulunmaktadır.
♦Sanat-Dans-Müzik Terapisi: Otizmli bireylerin bazılarının sanata karşı büyük bir yeteneği olur ve onları bu alanlara yönlendirerek sosyal iletişim, duygusal iletişimde fayda sağlanabilir. Müziği tekrarlamak hafıza gelişimi için faydalı olurken ritim tutarak motor işlevlerde de ilerleme kaydedilebilir. Dans terapide ise uygulanan kareografiye uyum sağlamaya çalışmaları, koordine olmayı öğrenmeleri, dikkat, organizasyon gibi yetilere ağırlık vermeleri sağlanabilir. Bu eğitimlerle çocuk keyif alarak kendini eğitebilir.
♦Hippoterapi: Hayvanlarla olan etkileşimin çocuklar üzerinde kaygıyı azalttığı bilinmekte ve at üzerindeki bu terapinin motor fonksiyonlar ve koordinasyon açısından da faydaları olduğu düşünülmektedir.
♦Fizyoterapi

9- FİZYOTERAPİNİN OTİZMDEKİ ROLÜ NEDİR?

Fizyoterapist bireyin sensoria-motor ve zihinsel fonksiyonlarını arttırmayı hedefler. Doğru postürü öğretmek, dikkatini aktivite üzerinde toparlamasını sağlamak, istemsiz hareketleri önleyerek çocuğa koordine olmayı öğretmek, ince motor becerileri geliştirmek bunlardan sadece bazılarıdır. Gevşeme egzersizleriyle çocuğun kas tonusu düzenebilir ve kaslardaki gerginliğin azaltılmasını amaçlanır. Postural stabilite için denge ve stabilizasyon egzersizleri yapılabilir. El-göz koordinasyonu için hedefe yönelik top atma, mandal takma, boncuk dizme, yapboz, nesneleri eşleştirme gibi aktiviteler uygulanabilir.

10- PEKİ BİZ NE YAPMALIYIZ?

-Otizmli bireyler bizim kadar soyut düşünce kavramına sahip değildir. Konuşurken daha net kalıplar kullanarak bizi anlamalarını kolaylaştırabiliriz.
-Duysal olarak hassasiyetleri olduğunun farkında olup, verdikleri tepkilerin boşa olmadığını ve onlar için bir problem sonucu ortaya çıktığını düşünerek problemin kaynağından onları uzaklaştırabiliriz.
-Otizm gelişimsel bir bozukluk olduğundan dolayı kendilerini bizim kadar kolay ifade edemediklerini bilmeli ve bireyi gözlemleyerek bize anlatmak istediklerini bulmaya çalışabiliriz.
-Otizmli bireylerin çok yetenekli olabileceği alanlar vardır ve onları bu alanlara yönlendirerek kendilerini geliştirmelerine ve sosyalleşmelerine olanak sağlayabiliriz.
-Otizmin hastalık değil sadece bir durum olduğu bilincine varmalı ve bu doğrultuda onlara yardımcı olabiliriz.

CEVAP VER

Lütfen Yorum Yazınız
İsminizi Buraya Girin